top of page
Pink Poppy Flowers

Her zaman güneş olsun…

1 Eki
5 dakikada okunur

Yıl 1928. Kostya Barannikov adında dört yaşındaki bir Rus çocuk, annesinin ona "güneş" sözcüğünün anlamını açıklamaya çalışmasının ardından, bir kâğıda basit bir resim çizer. Resmin köşesine de, eğri büğrü şunları yazar: "Güneş her zaman olsun, gökyüzü her zaman olsun, annem her zaman olsun, ben her zaman olayım."


Çizdiği resim döner dolaşır, önce bir çocuk psikoloğunun, sonrasında ünlü Sovyet çocuk yazarı Korney Çukovski’nin dikkatini çeker.


Yıllar geçer. Sovyet döneminin tanınmış şair ve söz yazarlarından Lev İvanoviç Oşanin (1912-1996), 1962 yılında, bir afiş sanatçısının bu dört dizeden esinlenerek çizdiği bir poster görür. Çok etkilenir ve o dizeleri kullanarak, Soğuk Savaş döneminin karabasanı olan nükleer savaş tehlikesine karşı, barış özlemini haykıran dört kıtalık bir şiir yazar. Aynı yıl, Sovyet popüler müzik tarihinin en önemli besteci ve piyanistlerinden Arkadi İlyiç Ostrovski (1914 – 1967) tarafından bestelenir.


Şarkı ilk kez 1962'de radyoda seslendirilir. 1963 yılında Tamara Miansarova Uluslararası Sopot Şarkı Festivali'nde seslendirip birinciliği elde edince, tüm dünyaya yayılır. Ünlü Amerikalı folk sanatçısı Pete Seeger İngilizceye uyarlayarak ("May There Always Be Sunshine") Batı dünyasındaki savaş karşıtı hareketlerin simgesi haline getirir. Ardından birçok dilde söylenmeye başlar. Kısa sürede, dokunaklı, lirik sözleri yanında, Arkadi Ostrovski'nin kontrastlar üzerine kurulu usta işi müzikal mimarisiyle küresel bir başyapıta dönüşecektir.


4/4’lük ritim, yapıta hem dengeli ve ritmik bir yürüyüş (marş) karakteri kazandırır, hem de çocukların ritme alkışlarla eşlik etmesini kolaylaştırır. Orta-hızlı arası (Moderato / Allegretto) canlandırıcı ve kararlı bir tempoda icra edilir.


Müzikal mimari, kıtalar ile nakarat arasında kurulan armonik kontrast üzerine kuruludur. Ostrovski, çocukların saf dünyası ile büyüklerin barış mücadelesini müzikal unsurları çarpıştırarak anlatmıştır.  Kıtalar minör bir tonda (Sol Minör) başlar. Hüzünlü, temkinli ve dramatiktir. Savaş tehdidini, çocukların korkularını ve askerlerin adımlarını simgeler. Ezgi burada daha pes tonlarda ve deklamasyon (konuşur gibi şarkı söyleme) tarzına yakın ilerler. Kıtanın sonunda armoni aniden yön değiştirir. Nakarata girildiği an, müzik aniden parlak bir majör tona (Sol) evrilir. Sol minörün karanlığı, Sol majörün parlaklığına devredilir. Çocuk seslerinin saf tınısı (soprano çocuk sesleri), majör nakaratın parlaklığını iki katına çıkarır. Güneşin bulutların arasından çıkışını andıran bu armonik oyun, aydınlık, umut ve coşku duygusu yaratır.

 

Kıtalarda ezgisel aralıklar daha dar ve durağanken, nakaratta, çocukların ses aralığına uygun, geniş aralıklı, yukarı doğru sıçrayan, enerjik ve akılda kalıcı bir tırmanış (kararlı ve coşkulu) gözlenir. Çocukların tek seferde ezberleyebileceği, marş formuna uygun bir yapıdadır.


Şarkı tek düze ilerlemez; kıtalar ile birlikte dramatik doz artar. İlk kıta sakindir; bir çocuğun resmi betimlenir. İkinci ve üçüncü kıtaların sözleriyle dinamikler gürleşir (kreşendo) ve müzikal gerilim doruğa ulaşır. Dördüncü kıta, insanın savaşa karşı iradesini haykıran güçlü bir finale bağlanır.

 

Çocuk sesleri, yapıta evrensel bir masumiyet kazandırır. Bu arada, yapıtın, Sovyetler Birliği döneminde sadece çocuk koroları tarafından değil, büyük pop orkestraları, kadın solistler (örneğin, şarkıyı üne kavuşturan Tamara Miansarova veya Maya Kristalinskaya), derin sesli erkek baritonlar ve onlara destek veren çocuk korolarının bir arada sahne aldığı karma/büyük prodüksiyonlar biçiminde de sıkça yorumlandığını belirtmeli.

 

Kıtalar yorumlanırken, altyapıda kesik kesik vuran (staccato) yaylılar veya piyano akorları duyulur. Bu tempo, yaklaşan tehlikeyi ya da bir çocuğun titrek adımlarını betimler. Nakarata geçildiğinde bando enstrümanları (özellikle trompetler ve diğer pirinç üflemeli sololar) devreye girer. Legato (bağlı ve pürüzsüz) bir çalma stiline geçilir. Ses volümü (f - forte) seviyesine ulaşır; koro ve orkestra tam güçle tınlayarak adeta "güneşin zaferini" ilan eder. 

 

Yaylı sazların akıcılığı ile üflemelilerin dengesi, yapıtın hem bir çocuk şarkısı, hem de evrensel bir barış marşı olmasını sağlar.

 

Sovyet şarkı okulunun parlak yansımalarından biri olan bu yapıtın, V.S. Loktev Şarkı ve Dans Topluluğu tarafından, aşağıda linki bulunan 1975 yılında yapılmış kaydı, dönemin zengin Sovyet estetiğinin tipik örneklerindendir. 


V. S. Loktev Şarkı ve Dans Topluluğu

V. S. Loktev Şarkı ve Dans Topluluğu, Sovyet döneminin en saygın, köklü ve dünyaca ünlü çocuk sanat topluluklarından biridir. Dünyada türünün nadir örneklerinden biri olan bu yapı, bir koro, büyük ölçekli bir senfoni/halk enstrümanları orkestrası ve profesyonel bir dans (koreografi) grubunu tek bir çatı altında birleştiren ilk çocuk topluluğudur.


Topluluğun temelleri 1937 yılında Moskova'da atılmıştır. Fikir babası ve ilk kurucusu, Kızıl Ordu Korosu’nun şefi ve Sovyetler Birliği Ulusal Marşı'nın bestecisi olan Aleksandr Aleksandrov'dur. Aleksandrov, çocukların profesyonel düzeyde müzik ve sahne eğitimi alabileceği devasa bir yapı kurmak istemiştir.


Topluluğa asıl kimliğini veren, onu İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu koşullarında (1942) yeniden ayağa kaldıran ve 25 yılı aşkın süre yöneten, besteci ve pedagog Vladimir Sergeyeviç Loktev olmuştur. Loktev'in çocuk eğitimi ve müzikal disipline getirdiği yenilikçi yaklaşımlar o kadar büyük başarı kazanmıştır ki, 1968'deki ölümünün ardından, topluluğa resmen onun adı verilmiştir.


Toplulukta 5 ile 18 yaş arasındaki binlerce çocuk eğitim alır ve sahneye çıkar. Hatta günümüzde çok daha küçük yaşlardaki çocuklar için oyun yoluyla müzik grupları da açılmıştır. Kuruluşunda 250 çocukla başlayan topluluk, Sovyet döneminde binlerce çocuğa ulaşmış ve günümüzde de yaklaşık 2500 aktif çocuk öğrencisiyle dev bir akademi gibi çalışmaya devam etmektedir. Orkestrasında, ciddi biçimde eğitimleri verilen yalnızca klasik Batı senfoni enstrümanları değil, Rus kültürünün bir parçası olan domra ve balalayka gibi geleneksel halk çalgıları da bulunur.

 

Topluluk sıradan bir amatör çocuk kulübü değildir; adeta bir konservatuvar altyapısıdır. Tarihi boyunca 50.000'den fazla mezun vermiş, Bolşoy Balesi'nin dünyaca ünlü başbalerini Natalia Bessmertnova ve efsanevi opera sanatçısı Tamara Sinyavskaya gibi isimler, çocukluklarında ilk sahne deneyimlerini burada kazanmışlardır.

 

Topluluk, uluslararası barışa ve çocuk kültürüne katkılarından dolayı Dünya Barış Konseyi madalyası almış ve astronomlar tarafından Lyra (Çalgı) Takımyıldızı'ndaki bir yıldıza "Loktev Topluluğu" adı verilmiştir.

 

Şarkının sözlerini oluşturan, Oşanin’e ait Güneş Her Zaman Olsun adlı şiirin Rusçası ile yaklaşık Türkçe çevirisini verelim:

 

Пусть всегда будет солнце                            

Солнечный круг, небо вокруг

Это рисунок мальчишки.                                                                       

Нарисовал он на листке

И подписал в уголке:


Пусть всегда будет солнце!

Пусть всегда будет небо!

Пусть всегда будет мама!

Пусть всегда буду я!

 

Милый мой друг, добрый мой друг,

Людям так хочется мира.

И в тридцать пять сердце опять

Не устает повторять:

 

Пусть всегда будет солнце!

Пусть всегда будет небо!

Пусть всегда будет мама!

Пусть всегда буду я!

 

Тише, солдат, слышишь, солдат, —

Люди пугаются взрывов.

Тысячи глаз в небо глядят,

Губы упрямо твердят:


Пусть всегда будет солнце!

Пусть всегда будет небо!

Пусть всегда будет мама!

Пусть всегда буду я!

 

Против беды, против войны

Встанем за наших мальчишек.

Солнце — навек! Счастье — навек! —

Так повелел человек.

 

Güneş Her Zaman Olsun

Güneşli bir daire, gökyüzü her yeri sarmış,

Bu bir çocuğun çizimi.

Bir kağıda çizdi bunu

Ve köşesine şunları yazdı:


Güneş her zaman olsun!

Gökyüzü her zaman olsun!

Annem her zaman olsun!

Ben her zaman olayım!


Canım dostum, iyi kalpli dostum,

İnsanlar öyle çok istiyor ki barışı.

Ve otuz beşinde bile yürek,

Bıkmadan, usanmadan tekrarlıyor:


Güneş her zaman olsun!

Gökyüzü her zaman olsun!

Annem her zaman olsun!

Ben her zaman olayım!


Sessiz ol asker, duyuyor musun asker?

İnsanlar patlamalardan korkuyor.

Binlerce göz gökyüzüne bakıyor,

Dudaklar inatla tekrar tekrar şunu söylüyor:


Güneş her zaman olsun!

Gökyüzü her zaman olsun!

Annem her zaman olsun!

Ben her zaman olayım!


Felakete karşı, savaşa karşı,

Çocuklarımız için ayağa kalkacağız.

Güneş sonsuza dek! Mutluluk sonsuza dek!  

Budur insanın mutlak emri!

 


 

 

 

 

 


Yorumlar


bottom of page