Yeni Moskova
- Düşüngü
- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 16 saat önce

EVRİM YURTAN
Yuri İvanoviç Pimenov’un (1903-1977), aslı Tretyakov Galerisi’nde (Moskova) bulunan bu tablosu, ressamın en tanınmış yapıtı olmasının yanı sıra, toplumcu gerçekçi resmin çok katmanlı zenginliğinin de anlamlı göstergelerinden biridir.
Sovyet resim sanatında önemli bir yere sahip olan Pimenov (1967- Lenin Ödülü, 1970- SSCB Halk Sanatçısı unvanı), tiyatro dekorları ve afiş tasarımları da yapmıştır.
1930’lar, Moskova’nın “sosyalist başkent” olarak kapsamlı bir kentsel dönüşüm yaşadığı yıllardır. Yeni Moskova tablosu, işte bu kentsel devinimi yansıtmayı amaçlayan bir çalışmadır. Bunu yaparken, toplumcu gerçekçiliği güçlü bir “lirik” boyut ile besler; amaç, gerçekçiliğe mimari yapılanmayı ayrıntılandırarak ulaşmak değil, Sovyet modernleşmesinin simgelerini (otomobiller, tramvaylar, geniş bulvarlar, yeni binalar, kadın vb.) yaşayan, sürekli hareket halinde bir kent duygusunu destekleyecek biçimde sunabilmektir. Canlılık, zarafet, geleceğe dönüklük duygusu, umut aşılayan bir kentsel devinim…
Kompozisyon bu izlenimi doğuracak biçimde tasarlanmıştır; izleyici, üstü açık bir arabanın arka koltuğundadır. Direksiyondaki genç kadın ise ön plana yerleştirilmiş olup, kent onun bakış açısından izlenmektedir. Aracın kadraj tarafından kısmen kesilmesi ve geniş caddenin ufka doğru açılması güçlü bir hareket, sinematografik bir kare duygusu yaratır.
Işıkta titreşir gibi algılanan yumuşak fırça geçişleri, geniş ve yarı saydam katmanlar; gevşek, atmosferi önceleyen fırça darbeleriyle, keskin çizgilerden çok, ışık ve mekânın akışını vurgulama kaygısı…
Keskin renk karşıtlıkları yerine, açık, pastel ağırlıklı; soluk mavi, sıcak sarı, pudra pembe, lila ve inci grisi tonlarının hâkim olduğu, ışıkla yumuşatılmış bir kent paleti. Güçlü ve yaygın ışık, keskin bir netlik yaratmıyor; kent, sis perdesi içinden görülüyormuş gibi algılanıyor. Karşıtlıklar yumuşatıldığı için görüntü hem aydınlık hem de hafif buğulu bir etki taşıyor. Parlaklık ile sisli atmosferin çelişmek yerine birlikte işleyerek oluşturduğu görsel etkiyse, lirik duyarlılığı güçlendiriyor.
Dikkat çekici nokta, yapıttaki izlenimci renk ve ışık duyarlılığının, toplumcu gerçekçi anlatıya dışarıdan eklenmiş bir üslup özelliği olmaktan çıkarak, onun organik bir bileşenine dönüşmüş oluşudur. Bu da, toplumcu gerçekçiliğin, sanılanın aksine, belirli modernist resim geleneklerinin öğelerini, seçici biçimde, kendi ideolojik çerçevesi içinde soğurabilme kapasitesinin genişliğine işaret eder.
Modern kent yaşamını romantikleştiren, iyimserlik ve ilerleme düşüncesini yücelten resimde, arabayı kullanan genç kadın figürünün, sosyalist değerler açısından, toplumsal dönüşüm simgesi olarak çok anlamlı bir seçim olduğunu da anımsatmalı.
